| | Üretsiz Blog oluştur

İnciden

    

     İstiridyenin değerini oluşturan, serseri kum taneleri ile kirletilmesi sonucu oluşmuş inci taneleri değildir. İnciyi oluşturanın kendisi olması değer sahibi yapar onu. İstiridyenin değer anlayışı insanların değer yargılarıyla  farklı olabilir. Ama bu istiridyeyi bağlamaz.

      Bir yazar düşünün hayatın kum fırtınalarına göğüs germiş. Hayat ona sürücülük ya da hobi kurslarında öğrenemeyeceği dersler vermiş. Bu derslerden elde ettiği birikimlerini inci tanesi gibi sıraladığı kelimeleri ile hazırladığı kitabını sunuyor. Sunuyor yani arz var talep var mı? Birkaç okur işte.

     O bir kaç okur etkilenmişse bu kitabın güzel bir çalışma olduğunu düşünürler. Elbette düşünebilirler o birkaç insandan başka düşünme yeteneğine sahip kimse yok zaten. Etkilenmekten bahsettim. Nedir okuduğumuz bir kitapta bizi etkileyen? Öncelikle sıradışı birşeyler olması lazım. Alelade olanları çoğumuz yazıyoruz zaten. Kitap olmasada birkaç satır karalayabilen bizlerden bahsediyorum.

     O kum fırtınalarına maruz kalan yazarda bizde olmayan birşeyler olmalı. Olmalı ki etkisi altına alabilsin. Biz de okuduğumuzda vay be diyebilelim.

     Gelmeye çelıştığım nokta şu. Yazarın oluşturduğu değer ile istiridyenin oluşturduğu değer arasında bir paralellik var. Yok mu ? Az çaba gösterin de anlamaya çalışın biraz. Doğa ile insan arasında uzanımlar yapın, farklı açılardan bakıp farklı yorumlar getirin. Eleştirebilirsiniz de. Yapıcı bir eleştiri ise bu işime gelir . Beni geliştirmede katkıda bulunmuş olursunuz. Ama anlayarak ve bilerek eleştirin. Anlamadan eleştirirseniz benim eleştirime maruz kalırsınız. Bu da sizi geliştirir.

     Aslında biraz dağıttım da toparlamaya çalışıyorum. Beni bilimle anlayın lütfen, bilimle yargılayın.

     Hiç birimiz tanrı değiliz. İnsan etkilenen ve etkileyen bir varlık sonuçta. Yazdıklarımızda ve hatta düşündüklerimizde bile başkalarının katkıları var. Biz de birşeyler ekleyebiliyorsak ne mutlu.

Gecenin saçlarında dökülenler

Gecenin saçlarında dökülenler 

961

Gecenin kömür saçlarından koparırım yıldızları

Dingin bakışlarım eskimiş karanlığa güneş açar

Doğanın nefesi sevişken imgelerimi sıyırır saçlarımdan

Parmak uçlarından girer kaleminden dökülürüm. 

Gün olur kaleminden dökülen yağmur olurum şehrini yıkayan

Gün olur başak olurum gülüşünü beklerken steplerde salınan

963 Gün olur suyun masalını dinlerim dalgaların koynunda

 Gün olur zaman olur an olur düşlerimizi kanatırım bir noktayla. 

Zincirlerin kırılma sesleridir hasreti kanatan dizelerim

İpeksi dokunuşların koynunda mutluluğa resim çizerim

Bir düşünce ikliminin deryasında  günü çağırır

Günün Eşiğinde Gün/eşini getiririm. 

972 Gün olur gözlerini alacağından korktuğun Denize bakamazsın

Gün olur zamanı akan doğayı ateşimizde yakamazsın

Günün olur, gecen olur, suyun olur, kumun olurum

Senin için oyun mu, senden çok sen olur, sende kaybolurum.